Her akıllı telefonda, ekranı döndürmek ya da adım saymak için kullanılan bir ivme sensörü bulunur. Bu sensörler sismometre kadar hassas değildir, ancak yakındaki orta ve büyük depremlerin sarsıntısını kaydedebilecek kadar iyidir. Kaliforniya’daki MyShake projesi (Kong ve arkadaşları, 2016) ve Google’ın Android deprem uyarı sistemi (Allen ve arkadaşları, 2025), çok sayıda telefonu bir araya getirerek depremleri algılamanın mümkün olduğunu gösterdi.

Erken uyarının fiziği

Bir deprem iki ana dalga türü üretir. Daha hızlı ama genellikle daha zayıf olan P dalgası yer kabuğunda saniyede yaklaşık 6–7 km, daha yavaş ama daha yıkıcı olan S dalgası ise yaklaşık 3,5 km hızla ilerler. Merkez üssüne yakın sensörler P dalgasını algılayıp bir uyarı üretirse, uyarı internet üzerinden S dalgasından önce daha uzaktaki insanlara ulaşabilir.

Bu kazanılan süre kısadır: merkez üssüne 50 km uzaklıkta birkaç saniye, 100 km’de on saniye civarı olabilir. Algılama, hesaplama ve iletim birkaç saniye sürdüğü için merkez üssüne çok yakın yerlerde uyarı genellikle sarsıntıdan sonra gelir; buna kör bölge denir. Yine de birkaç saniye, Çök – Kapan – Tutun yapmaya yetebilir.

Telefonun zorluğu: gürültü

Bir telefon gün içinde sürekli hareket eder: cepte, masada, arabada. Bu yüzden sensör ağları genellikle yalnızca hareketsiz ve şarjdaki telefonları dinler. Telefon, kısa ve uzun dönem ortalamaları karşılaştıran (STA/LTA) basit bir tetikleyiciyle ani bir değişimi fark eder, ardından bir sınıflandırıcı bunun deprem mi yoksa insan hareketi mi olduğuna karar verir. Tek bir telefonun tetiklenmesi hiçbir şey ifade etmez; sunucu, aynı bölgedeki birçok telefonun P dalgası hızına uygun bir sırayla tetiklenip tetiklenmediğine bakar.

Büyüklüğü erken ve doğru tahmin etmek bu sistemlerin en zor kısmıdır. Google’ın 2025’teki çalışması, 6 Şubat 2023 Pazarcık depreminde sistemin büyüklüğü olduğundan çok düşük tahmin ettiğini ve bu yüzden en güçlü uyarının çok az kişiye ulaştığını açıkladı. Büyük depremlerde fay kırılması onlarca saniye sürer; ilk saniyelerin verisiyle son büyüklüğü bilmek zordur.

Deprem’in istasyon modu

Deprem iPhone uygulamasında (App Store’da çok yakında) istasyon modu bulunur:

  • Yalnızca siz açtığınızda, iPhone şarjda ve hareketsizken çalışır; telefon saniyede 50 kez ivme ölçer.
  • Sinyal telefonda işlenir: yerçekimi çıkarılır, 1–20 Hz bandı süzülür, STA/LTA tetikleyicisi ve cihaz üzerindeki bir sınıflandırıcı çalışır.
  • Sunucuya ham sensör verisi değil, yalnızca kısa bir özet gider: tetiklenme zamanı, yaklaşık 5 km²’lik bir bölge ve tepe ivme. Ayrıntılar gizlilik politikamızda.

Sınırları dürüstçe söylemek gerekirse:

  • Gölge modundayız. Sunucu algılamaları kaydeder ve AFAD, Kandilli ve EMSC kataloglarıyla karşılaştırır, ama uyarı göndermez. Uyarı göndermek için önce yöntemin ne kadar isabetli olduğunu ölçmemiz gerekiyor.
  • iOS arka planda sensörü sürekli okumaya izin vermez. Bu yüzden iPhone yalnızca uygulama açıkken ve istasyon modundayken sensör olarak çalışır. Çoğu iPhone kullanıcısı bir sensör değil, uyarı alıcısıdır. Android’de ön plan servisiyle sürekli dinlemek mümkün olduğundan, gelecekteki Android uygulaması ağın asıl omurgası olacak.
  • Anlamlı bir ağ için çok sayıda telefon gerekir. Bir bölgede yeterince istasyon yoksa algılama yapılamaz.

Unutmayın: İstasyon modu bugün uyarı göndermez. Uyarı için buna güvenmeyin; resmî bilgi için AFAD’ı izleyin.

Topluluk algılaması deneyseldir; resmî deprem bilgisi ve uyarılar için yetkili kurum AFAD’dır. Bugün kullanabileceğiniz şey, kayıtlı yerlerinizde beklenen sarsıntıya göre çalışan deprem bildirimleridir; depremleri canlı haritada izleyebilirsiniz.